Bosman Kararları ile Şike Soruşturması Arasındaki Bağlantılar


ÖNSÖZ

Yıl: 1990 … Belçika’nın RFC Liege klübünde oynayan Jean-Marc Bosman bu klüple sözleşmesinin bitiminin ardından Fransa’nın UCL Dunkerque klübü ile anlaşıyor. Ancak eski klübü bu transfere çeşitli sebeplerden onay vermiyor…

Ardından konunun yasal mercilere intikal etmesiyle Avrupa Adalet Divanı 1995 yılında bazı kararlar alıyor…

İşte Bosman Kararları olarak anılan bu kararlar sonucunda Dünya Futbolu yepyeni bir rota çiziyor…
Bu kararlarda en önemli 2 konu;

1- Oyuncuların sözleşme sürelerinin bitimi ile istediği klübe gidebilme hakkı.
2- Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşı futbolcuların yine Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yerli oyuncu statüsüyle oynayabilme hakkı…

Asıl futbolu olumsuz etkileyen 1.madde sonucunda klüplerin bir süre sonra daha fazla paraya ihtiyacı oluşmaya başlıyor…

UEFA/FIFA ; Altyapısı olmayan , fizibilitesi yapılmamış bu kararların devamında ortaya çıkan sorunları çözmek için ortaya attığı çözümler ise sorunlardan daha vahim sorunlar ortaya çıkarıyordu…
Ancak her kararı başka bir hatalı karar ile kapatmaya çalışarak , yıllar sonra karşılarına nurtopu gibi sorunlu bir futbol çıkacağını düşünmeden hareket ederek şu an önümüzdeki tablonun temel mimarları olmuşlardır…

UEFA/FIFA ; bir zaman sonra klüplerin elindeki oyuncuların gitmesini önlemek veya giden oyuncunun yerine yenisi almak için daha fazla paraya ihtiyaç duyması ile birlikte ortaya;

a) TV naklen yayın gelirleri ve bu gelirlerin çok yüksek miktarlara ulaşması
b) Ürün pazarlama geliri ve bu gelirlerin yine çok yüksek miktarlara ulaşması
c) Bahis oyunları ve beraberinde usulsüz sonuçlanan maçlar …

Gibi “sözümona” çözüm önerilerini ortaya atmış, her çözüm beraberinde başka bir sorunu getirmiştir…

Bütün bu gelişmeler aslında hiçte masumane yapılmamıştı… Buradaki tek amaç Güçlünün daha da güçlenmesi , zayıfın ise güçlü karşısındaki sorun çıkarma potansiyelini ortadan kaldırmak amacını güdüyordu…

Çünki Bu kararlar öncesinde 50-100 M Euro civarı cirosu olan klüpler bir anda 200-300 M Euro kar yapmaya başladılar… Düne kadar güçlü olmasına rağmen futbol sahada oynanır mantığı ile nadirende olsa bazı güçlü klüpler kupalardan elenebiliyordu… Ancak bu son zamanlarda imkansız hale gelmiş olan durumlarda ise pis kokular sonucundaki gelişmeler olarak futbolun tozlu raflarında yerini almıştır…

1993 yılında Galatasaray Man.Utd takımını Şampiyonlar Ligi’nden eleyince UEFA hemen buna bir çözüm bulmuş; bu tip klüpleri Şampiyonalar Ligine direkt almaya başlamıştır… Buradaki amaç bu tip klüplerin Man.Utd. gibi kazaya kurban gitmesini engellemektir…
UEFA/FIFA elele futbolun kötü yönleriyle gelişmesini körükleyen kararları almış, uygulamaya sokmuş ve karşımızda 20 yıl öncesi ile hiçte benzemeyen ve tat vermeyen bir futbol görmemize neden olmuştur…

Peki asıl soru şudur; futbolun içine para ; bu kadar yüksek miktarda sokulmalı mıydı ?

Elbette hayır ama, futbol baronları futbolda para kazanma potansiyelini görür görmez para kazanma emellerine ulaşmak adına ; tüm imkanları kanunları seferber etmiş hemen para kazanma sevdalarına ulaşmaya başlamışlardır…

VE ARTIK TÜRK FUTBOLUDA ÇOK PARA KAZANDIRIYOR……

Avrupalılar dururken bizim Türkler durur mu hiç… Onlarda bu cevheri görür görmez kolları sıvayıp işe başlamışlardır… Bunun içinde en uygun klüp olarak Fenerbahçe seçilmiştir…

Neden mi Fenerbahçe…? Çünki;

Fenerbahçe taraftarı şartsız kulübe destek vermektedir. Özellikle Galatasaray’ın Avrupa başarıları sonrasında kendi kulüplerinin de bu başarılara ulaşabilmesi için gerekli desteği vereceği aşikardır.

Ancak bunu yapabilmek için çok önemli ihtiyaçlar hemen yerine getirilmeliydi;

Yayıncı kuruluş Fenerbahçe’ye her zaman destek verecek ve propagandasını yapıp diğer rakiplerinde fırsat buldukça küçümsenmesine hakir görülmesine destek verecekti… Daha açıkçası Fenerbahçeyi göklere çıkarıp rakipleri ise yerin dibine sokacaklardı. Böylece taraftar desteği hep Fenerbahçenin arkasında olacaktı…

Her zaman Fenerbahçenin yaptıkları mümkün olduğunca büyütülerek gündemde tutulacak, aksine yapamadıkları asla gündeme getirilmeyecekti… Çünki aksi olursa taraftar desteği azalır böylece de kaynak akışı da buna paralel azalırdı…

SONA DOĞRU YAVAŞ YAVAŞ…..

Artık tüm planlar işliyor, patronların dediği oluyor her yolunda gidiyordu… Ancak eski Türk filmlerindeki zengin fabrikatörün şımarık çocuğu durumuna gelen Fenerbahçe artık yolda yürüken bazı izler bırakıyor buna hiç dikkat etmiyordu… Yaptıklarını hiç kimseden korkmadan çekinmeden , aldığı desteğe güvenerek patavatsızca yapıyordu…

Ve sonunda 3 Temmuz günü hiçte beklenmedik gelişmeler sonucunda Fenerbahçe ve bazı kulüplerin Başkan, Yönetici, T.Direktör/Antrenör ile Futbolcuları bir anda kendilerini Adli Makam ve Güvenlik Güçlerinin karşısında buluyordu…

Aslında daha çok yazılacak şey var ama 3 Temmuzdan bu yana olan gelişmelerin bir anlamda sebeplerinie değinmek istedim… İleriki zamanlarda detaylarıda yazmaya çalışacağım…

Saygılarımla….

Reklamlar

FENERBAHÇE’Yİ NEDEN VE NASIL DESTEKLEYELİM !!!


Fenerbahçe son günlerdeki yaşadığı ortamdan dolayı destek arıyor… Şimdi gelin bu desteği hakedip etmediğine bir göz atalım;

Fenerbahçe Klüp düzeyinde oldukça ülkesine ve kurucusuna bağlı; vatanını, bayrağını, milletini herşeyden önemlisi Ata’sını seven bir çizgi çizmiştir…

Bu her zaman  klübün ana felsefesi olmuştur..

( 19 Mayıs 2010 tarihindeki 2 klübün resmi sitelerinin giriş sayfası; Soldaki resimde Galatasaray günün anlam önemine uygun bir giriş resmi yayınlarken, sağdaki resimde aynı tarihte Fenerbahçe başkanlarının resmini yayınlamış , ayrıca resimde ” Tek büyük var, o da Fenerbahçe ” yazısı ile başkanlarının tek büyük derken eliyle kendini göstermesi oldukça büyük bir tezat oluşturmuştur… )

( 10 Kasım 2011 tarihindeki Fenerbahçe resmi sitesi giriş sayfası resmi… Her fırsatta Atatürk’ün klübü olduklarını belirtmelerine rağmen ;Ata’mızın adını bile anma gereği duymamışlardır… )

Klüp her zaman yukarıda da belirtildiği gibi Türkiye sevdalısı olmuştur…  Özellikle taraftarlar düzeyinde Türkiye sevdalarını her zaman her yerde haykırmışlardır…

Sadece Milli Takım değil aynı zamanda diğer Türk Takımlarının Avrupa Maçlarında da sonsuz desteğini göstermiştir…

( CSKA-Trabzonspor maçında CSKA takımını canı gönülden destekleyen FB taraftarları… )

Ayrıca oyuncuları son derece dürüst ve haysiyetlidir… Haksız kazanım nedir bilmezler… Bu dürüstlükleri takdire şayan bir davranıştır… Her zaman oyuncularının haksız kazanımı red eden, dürüstçe davranışlarıyla ne kadar övünseler azdır… 

Tek amaçları Türk Futboluna hizmet olan Fenerbahçe klübü aynı zamanda diğer klüplerlede seviyeli ve haysiyetli çizgisini devam ettirmiştir…

Bütün bunlara ilave olarak oyuncularının seviyeli ve ahlaklı duruşları tüm Türk Spor camiasında takdirle karşılanmaktadır…

Bütün bunların ışığında Fenerbahçe ‘nin düşmüş olduğu bu durumdan nasıl kurtulacağının tartışıldığı bu günlerde bir destekte biz Galatasaray taraftarı olarak göstermek istiyoruz…

Bu bağlamda önerimiz aşağıdaki görüntüler ışığında hareket etmelerinin en doğru yol olduğudur…